18 Temmuz 2015 Cumartesi

Maya Uygarlığı ve Kıyamet Senaryoları


Orta Amerika’nın Kızılderili halkı
na verilen ad. MÖ 1000 yıllarına doğru bugünkü Meksika’nın kuzey kıyılarından Yucatan Yarımadası’na gelip yerleşen Mayalar, bu bölgede Amerika Kıtası’nın en gelişmiş uygarlıklarından birini yarattılar. MÖ 1500 yıllarından MS 317 yılına kadar süren “klasik öncesi dönem”, bu tarihten 889 yılına kadar süren “klasik dönem” ve İspanyol saldırısına karşın örgütlü direnişin kesinlikle sona erdiği 1697 yılına kadar süren “klasik sonrası dönem” olmak üzere Maya uygarlığı, tarihî olarak üç döneme ayrılır. Son buluntular, klasik öncesi dönemde bile gelişmiş bir dinî ve toplumsal yapının varlığını ortaya koydu. Özellikle matematik ve astronomi konularında Mayaların hayli ileri oldukları anlaşıldı. Kuzey Yucatan bölgesindeki büyük din merkezlerinin varlığı, bu yöreye ayrı bir değer kazandırır.

Mayalar, yaşadıkları bölgelere göre de üçe ayrılırlar. Dilleri farklıydı ve 250.000 km2’yi bulan geniş bir alanda yaşıyorlardı. Buna rağmen, klasik dönemde Mayaların yazılarıyla takvim sistemleri, plastik sanatları ve dinî simgeleriyle ilgi çekici bir uyum içindeydiler. 320’de yapıldığı anlaşılan hiyeroglifle yazılı “Leida Tableti” bu dönemden günümüze ulaşan az sayıdaki yapıtlarından biridir. Mayalar ile ilk ilişki kuranlar İspanyol denizcilerdir. Mayalar, Francisco Fernandez de Cordoba’nın yönetiminde 1517’de Campeche Koyu’nda karaya çıkan bu kişileri durdurdularsa da, ardından yeni İspanyol birlikleri geldi. 1527’de İspanyollar, büyük ölçüde istila hareketine girişti. Günümüzde Maya dili, bazı kabilelerde kullanılmaktadır.

Mayalar niçin 2012 yılında “depremlerle” gelecek bir büyük afetten söz etmekteydiler ?
Benzeri bir jeolojik hareketlilik dizisine ve küresel felakete, İ.Ö.1650 dolaylarında dünyanın büyük bölümünün tanık olduğunu biliyoruz. Birbirini tetikleyen depremlerle başlayıp, son aşamada binlerce kilometre uzakları bile etkileyecek olan The Ra’nın patlamasına dek varan ve Eski ahitin Exodus kitabına esin kaynağı oluşturan bu afetler zinciri, onuncu gezegen Nibiru/Marduk”un olağan yörünge periyodu içinde dünyaya tehlikeli biçimde yakın geçişiyle ortaya çıkmıştı. Sümer kaynaklarında yörünge periyodunun ilahi 3600 sayısıyla ifade edildiği bu gizemli gezegen, bir dahaki yörünge geçişini 2012 yılında gerçekleştirecek olabilir mi ?

Astroset olarak diyoruz ki, gezegenimizde binlerce yıldır kıyamet senaryoları yazılıyor, mitler ve efsaneler anlatılıyor, kehanetler yapılıyor. İnsanlara anlatılıyor ama kıyametin asıl anlamı üzerinde durulmuyor. Kıyamet sözcük olarak ‘Uyanış’ demek… Geçmişle ilgili Uyanış, değişim, dönüşüm dönemleri ve yaşanan katastroflar doğru ama gelecekle ilgili kıyamet senaryolarında ve kehanetlerde biraz dikkatli olmakta yarar var. İklim değişikliklerinden doğacak zararlar zaten yeterince uyanış sağlayacak gibi gözüküyor.. Bir gezegen etkisi de bazı kıtaları ilgilendiren yöresel etkiler yaratabilir yani bazı kıtalar sulara gömülebilir ama dünyanın tümünün zarar görmesi pek olası gözükmüyor. Özellikle bazı korunmuş bölgelerin… Yenilenmeye hazır ve uyanmış olanlara yeni ve arınmış bir gezegen gerekecek nasıl olsa?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder