18 Temmuz 2015 Cumartesi

İnka Medeniyeti

İNANÇ
İnkalar, güneşe taparlardı. Bütün imparatorlar, güneş tanrısı İnti’nin çocuklarıydı ve bu yüzden imparatorların bu soydan geldiğine inanırlardı. Birçok tapınak ve dağların zirvelerine manastırlar inşa etmişler ve taş işlemeciliğinde ileri bir düzeye
gelmişlerdir. Güneş dışında, ay ve şimşeğe de tapıyorlardı.
YAŞAM
İnkalar mimari, şehircilik ve tarım alanında çok ilerlemişlerdi. Dağların eteklerinde teraslama yöntemiyle tarım yapmışlardır ve halen bu yerlerde patates, mısır, buğday ve fasulye üretiminde aynı sistem uygulanmaktadır.

ASTROLOJİ
Güneşe tapan İnkalar güneş hareketlerini dikkatle izliyorlardı. Hatta bir güneş saati
bile yapmışlardı. Matematik hesaplamalarında ise, düğüm yöntemi kullanmışlar ve bu şekilde yıllık alınan ürünü, doğum, ölüm ile ilgili istatistiki bilgileri arşivleyebilmişlerdir. Tohum ekme ve hasat dönemleri ise, ayın hareketlerine göre belirlenmiştir.

İnkalar tek büyük tanrı Viracocha ya tapıyorlardı.Ayrıyetten diger meksika kabilelerinin aksine bu tanrıya kurban edilme olayı olmuyordu.Mumyalama yapan ilk ırk olduguda düsünülüyor.

İnkalar önceleri, Cuzco yukarılarındaki And dağlarındaki savaşçı kabilelerdiler. MS 1000 yıllarında inka kabilesi komşu kabileleri egemenliği altına alıp Cuzco Vadisine doğru inmeye başladı. Böylece bu avantajlı yeri kullanarak etraflarındaki bölgeleri işgal ederek genişlemelerini sürdürdüler. 1500'lü yıllara gelindiğinde, İnkalar, eski Amerika'daki en geniş ve en zengin imparatorluğu olmuşlardı. İnkalar başkentleri Cuzco'dan 4000 kilometre dışına nerdeyse tüm batı Amerika kıyılarına ve And dağlarına yayılmışlardı. Bu bölge çok değişik iklim ve doğa koşullarını içermekteydi. Öyleki, hükmettikleri And Dağlarının batı kıyısında çöl ve vadiler yer alırken, yine bu dağlarının kuzey doğu kesimlerinde ise tropikal bir yağmur ormanı iklimi hakimdi.

İnka toplumu çok sıkı bir hiyerarşik düzen içindeydi. Birçok değişik toplum kademeleri vardı ve bu kademelerin en üstünde Sapa (Baş rahip ve yönetici) ve ordu kumandanı bulunuyordu. Tüm aile bireyleri Sapa'nın danışmanları idi hatta kadınların bile inka hiyerarşik düzeninde otorotileri vardı. Bunların altında tapınaklardaki rahipler, mimarlar ve ordu komutanları geliyorlardı. En alttaki iki sınıf ise zanaatkarlar, ordudaki subaylar, çiftçiler ve çobanlardı. Vergilerini altın olarak ödemek durumundaydılar ve bu vergiler yüksek sınıflara dağıtılmaktaydı.İnkalar, Şehirlerini ve kalelerini çoğunlukla And Dağları'nın yüksek kesimlerdeki dik ve sarp yamaçlara inşa etmişlerdi. İnka şehirlerinin mimarisi hala bilimadamlarını şaşırtmaktadır. Şehirlerdeki taş merdivenler tüm şehri ve taş evleri ve taş dini binaları geçerek şehirlerin en yüksek noktalarına kadar ulaşmaktadırlar. Bu yapılardaki devasa taş bloklar o kadar hassas ve düzgün bir şekilde birbirlerine birleştirilmiştirki aradan binlerce sene geçmesine rağmen bugün bile aralarına bir jilet dahi sokmak olası değildir. İnka evlerinin mimarisinde duvarlarda taş kullanılmış ve çatıları da otla yapılmıştır.

İnka ören yerlerinde yapılan kazılarda, İnka kraliyet ailesine ait kişilerin mumyalaşmış cesetleri bulunmuştur. And Dağlarının yüksek tepelerindeki buzların içinde kalarak günümüze kadar ulaşmışlardır.İnkalar korkusuz birer savaşçı olmalarının yanı sıra çok vahşi bir cezalandırma sistemine sahiptiler. Eğer bir kişi hırsızlık yapar, Sapa'nın eşiyle ya da bir Güneş Bakiresi ile seks yaparsa uçurumdan atılır, elleri kesilir, gözleri oyulur ya da açlıktan ölünceye kadar asılırdı. Dolayısıyla cezalıların çoğunun ölümle cezalandırıldığı bir toplumda hapishaneler gereksizdi.

İnkalar'ın 40.000 nüfuslu bir orduları vardı. Francisco Pizarro komutasındaki İspanyol ordusu ise sadece 180 kişiden oluşuyordu. 180 kişilik bir ordunun 40.000 kişilik bir orduyu yenmesinin temel nedenleri büyük bir olasılıkla şöyledir:
  1. İnka ordusunun büyük bir bölümü, İspanyol istilacılar tarafından getirilmiş olan çiçek hastalığı dolayısıyla ölmüştü.
  2. İspanyol istilacılar İnka yönetimindeki diğer kabileleri onlara karşı yanlarında savaşmaları için ikna etmişlerdi.
  3. İnka savaşçılarının silahları kabile savaşları için kullanışlı olmakla birlikte İspanyol ordusundaki silahların gücüyle karşılaştırılamayacak kadar güçsüzdüler.

İNKA EFSANELERİ

Manco Capac, hem Perudaki İnka Hanedanlığı'nın hem de Cuzco'daki Cuzco Hanedanlığı'nın efsanevi kurucu lideridir. Bu efsanevi karakterin hakkındaki mitler ve tarih oldukça karmaşıktır. Manco Capac'ın doğumu ve Cuzco ile ilgili efsaneleri özellikle çok karışık ve çeşitlidir. Bir efsanede Tici Viracocha'ın oğlu olarak yer alırken bir başka efsanede ise Titicaca Gölü'nün derinliklerinde güneş tanrısı Inti tarafından çıkartılıp yer yüzüne getirilen bir kahramandır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder