29 Ocak 2015 Perşembe

Taa Uzak Yollardan..

     Uzun yolları ve uzun yolculukları ne kadar sevmesemde alıştım. Kendi yatağımı kendi yatağımda dahi özler oldum bi kavuşamadık doğru düzgün. Gittiğim yolların kenarındaki ağaç formasyonunu ve bitki vejetasyonunu ezberler oldum artık. O yollarda hangi kayacın kırıklı, hangi kayacın kıvrımlı olduğunu kendi içimde tartışarak gelirken ondanda sıkıldım bir süre sonra. 
     Yolları bitirememekten usandım. Ama iyi yönünü düşündüm ki benim ne kadar sevdiğim varmış ve beni ne çok seven. Kimsesizleri düşünsenize. Şu hayatta sizi soran kimsenin olmaması ne acı ve yalnızlık.
     Her neyse üniversite okuduğum için geldiğim, finallerden sonra ayrıldığım, bu bana nedense boğuk gelen başkaları için ümut kapısı sayılan bu şehre yine geldim, yine dört duvarda bir ben yalnızım.
     Okulda insanların yüzü sahte, gülmeleri ve konuşmaları sahte gelirken nasıl olurda her birine methiyeler düzebilir, onlarla boş laf yarışına girebilirdim. Hiç benim tarzım değil, şu hayattaki tek gayesi, dersler, derslerden aldığı notlar, okulu bitirince ne olacaklar ve olmayacaklarla muhatap olmak, cidden hiç tarzım değil. Evet. Yine de bir şeyler öğrenmek beni benden alıyor. 
     Öğrenme ve bilmenin büyüsüne kapıldım ve geldim buraya. Şuradan ne kapabilir, hangi kerizi kekleyebilir. Devlete nasıl kapak atılır, en çok nasıl para kazanılır, hiç düşünmedim. Umrumda da değil, devlete en çok yararı bu tarz insanlar sağlıyor sanılır, çünkü öyle bir görüntü verirler ama değil, insanlara en çok zararı verenlerin başını onlar çekiyor bunu bilin. Konu buda değil aslında. Sahi konu neydi ?
     Konu uzun yollar mıydı, uzun yıllar mıydı. Sanırım ikiside. Demem o ki. Verdiğim şu dört sene. Umarım hayatımın bir köşesinde bir işe yarar aksi halde, ne uzun yollar, ne uzun yıllar bana bir fayda getirmeyecek korkuyorum.sisr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder